Şubat 17, 2010

hayvandan gerçekten farkımız var mı

herkesin zaman zaman uymadığı kurallar oluyordur, eminim isviçre’de bile oluyordur -ya da ben türk olduğum için böyle düşünüyorum- ama en basit ve insanın hayatını düzene sokan toplumsal kurallara bile uymayan ankara halkı için yapılabilecek tek açıklamanın sorumsuzluk olmadığını sanıyorum. insanlıktan nasibini alamamış olmak, bencillik, başkasının haklarını umursamamak, çevresindekilere saygı duymamak, dünaynın kendi etrafında döndüğünü sanmak, sadece kendisinin bazı haklara sahip olduğu yönünde yanlış bir inanç vs…
bahsettiğim kurallar kabaca şöyle;
- birden çok insanın kullandığı merdivenlerde ya da kaldırımda ya da yolda herkes kendi sağından yürür. Sağını ve solunu bilen insanlar için çok yüksek bir iq gerektirmeyen bu sözlü kural maalesef ki ülkemizde en az uyulan kurallardan birisi. Kırmızı ışıkta karşıdan karşıya geçen güruha tepeden bakınca; hemen herkes birbirine çarparak karşıya geçer, kırmızı ışık süresi yolu yarılamaya anca yeter ve geri kalan yarıda arabalarla boğuşarak geçişini tamamlayan insanlar durup demezler ki “biz acaba bir yerde yanlış mı yapıyoruz?”
- otobüs durağına yaklaşan otobüse, durağa ilk gelen insandan başlamak üzere sıra ile binilir, bu amaçla da kuyruk adı verilen, insanların peş peşe sıralandığı bir uygulama bulmuştur atalarımız. bazı semt duraklarında bu insancıl uygulamaya rastlanırken (otobüsleri yarım saatte bir gelen birkaç semt) büyük çoğunluğunda, bir araya toplanmış sığır sürülerine benzeyen bazı oluşumlar, aynı anda küçücük kapıdan girmeye çalışırlar. normalde iki dakika sürebilecek olan bu biniş beş altı dakikada sonuçlanmaz, kavga çıkar. yine o sürünün içinde bulunanlardan hiç birisi demez ki “yahu adam gibi arka arkaya sıraya girseydik hem en çok beklemiş olan ilk binerdi hem de bu hengameyi yaşamayıp iki dakikada otobüste olurduk.” Bahsettiğim sığır sürülerinin aynı anda ahır kapısından girmeye çalışmaları ile ilgili zilyon tane amerikan film sahnesi vardır, yeminle aynı görüntüler oluyor..

sabah sabah nerden çıktı şimdi bu sinir? bunlar kadar kolay ve yine bunlar kadar uygulanmayan bir diğer kural; metrodan iniş-biniş kuralları. Ortada tek bir kapı varsa önce inenler beklenir öyle binilir trene. Bu yine diğer duruma göre daha uygulanır durumda, diğer durum ise içler acısı. Kızılay’dan metroya binip işe giden bir insan olarak her sabah karşılaştığım bir saygısızlık, kızılay’da iki taraflı kapılarını açan trenden inenler kenar platforma yönlendiriliyorlar çünkü orta platformda trene binecek olanlar bekliyor ama çok uyanık, cin gibi, zeka küpü türk insanlarının bir kısmı biniş tarafından inerek diğer taraftan inen insanlardan yaklaşık 10 saniye önce üst kata çıkarak olimpiyat altını kazanmak için binecek olan insanların hakkını gaspetmekte hiç sakınca görmüyorlar. artık dayanamayıp tepki verdim bugün, “bu taraf binen yolcu için, diğer taraftan ineceksiniz” dedim, “sana mı kaldı” gibi bir yanıt aldım. “ne terbiyesiz insanlarsınız” dedim “sensin” dedi teyzeler, hepsi birden mahalle kavgasına tutuşmuş gibi cır cır konuşmaya başladı, bir yandan ‘özürlü asansörü’ne doluşmaya çalışırken bir yandan da kafalarını sallaya sallaya, kaşları çatık sözlü saldırılarına devam ettiler ve eminim ki uzun bir süre arkamdan konuştular kendilerinde bir hata aramadan. utanıp da yaptıkları ayıbı saklamak yerine bir de bunu savunduklarını görünce, arasıra da olsa umutlandığım bu ülke için hala daha bir umut olmadığını gördüm.

2 kişi de sallamış:

mr_lonely dedi ki...

Ama kendilerini biliyorlarmış Allah var. Yani özürlü asansörü sadece vücudu özürlü olanlar için değil beyin özürlü olanlar içinde kullanılabilir.
Kendilerini kuraldışı zannediyorlar böyle davranarak. Ama bilmiyorlar ki kendilerinden daha kuraldışı birisi çıkar birgün karşılarına ağızlarını burnlarını dağıtırlar salıverirler bir kenara. O zaman kurallar akıllarına gelir mahkemelere koşarlar. böyle bu düzen. Pardon düzensizlik...

Adsız dedi ki...

eh eh eh. Ankara'da bir kaç sene okul dolayısıyla bulunmuşluğum vardır ve tespitlerine katılmamak elde değil. Kesinlikle yolda yürümesini bilmiyorlar buradakiler. O zaman düşünmüştüm bu durumu ve çoğunluğu memur olan il halkının probleminin aynen bu olduğunu fark etmiştim. Adamlar memuriyetteki tek sorumluluğu amirinin gözünden uzak olmak olunca sokağa çıkınca da aynı şabani davranışı yapıyor fakat bu sefer rakipleri ile sürekli yüzleşmekten kaçamıyor.
eh eh eh.