Mart 20, 2009

tarihin başlangıcı

henüz daha konuşma eyleminin keşfedilmediği dönemlerde, birlikte yaşadıkları insanları doyurmak için erilleri ava giden dişi homo sapiensler bir araya gelip, mağara resimlemesi aracılığıyla dedikodu yapıyorlar mıydı acaba diye merak ederim hep. bence dedikodu evrimleşme sürecimizde atalarımızdan aldığımız ve zaman ilerledikçe geliştirdiğimiz bir yetenek. dedikodunun nereye kadar uzandığını bulmak amacıyla, internetten bulduğum prehistorik mağara resimleri üzerinde yaptığım araştımalar ile bir çok arkeoloğun ve etimoloğun hiyeroglifler konusunda yanıldığını, o resimlerde anlatılanların "cilalı taş" günü yapan kadınların dedikoduları olduğunu ve lisanların, tüm bu mağara resimleleri aracılığıyla dedikodu yapmanın zorluğu nedeniyle bizzat kadınlar tarafından bulunduğunu farkettim ki, bu da tüm insanlık tarihinin aslında Nurşen'le Meliha'nın oturup, Firdevs'in kocasını çekiştirmeleri üzerine kurulduğunu gösterdi bana.

anlamını çözdüğüm bir dedikodu örneğinde, kendisinden büyük bir mızrak taşıyan ve afedersin boyu boğanın şeyi kadar olan bu adam, Firdevs'in kocası olup, konuşma şu şekildedir :

"ayh nurşen abla, şu firdevs'in kocası da boyuna posuna bakmadan bizimkilerle ava çıkıyo ya, çok gülüyorum ayol!"
(araştırmacı burada, resmin sonundaki eğrinin, dedikodunun asıl öğelerinden olan "ayol" bağlacı olduğundan bahsediyor)

işte zaman içindeki bu yolculuktan da anlıyoruz ki dedikodu insanlık tarihinin hep vaz geçilmezi olmuştur.. hava (O₂) su (H₂O) ve dedikodu (D₃EIKo), canlıların varlığını devam ettirmelerini sağlayan bileşiklerdir.. evet

1 kişi de sallamış:

kudra dedi ki...

evet